Çörek otu, binlerce yıldır "ölüm hariç her derde deva" olarak anılan kadim bir tohumdur. Ancak günümüzde market raflarını dolduran, seri üretim bandından çıkmış yağlar; bu kadim şifayı ne kadar taşıyor? Okakule olarak biz, çörek otu yağını bir "ürün" olarak değil, bir "botanik değer" olarak ele alıyoruz.
Bir bitkisel yağın kalitesini belirleyen en kritik faktör, üretim esnasında maruz kaldığı ısıdır. Endüstriyel yöntemlerde verimi artırmak için kullanılan yüksek ısı, çörek otunun içindeki mucizevi bileşen olan Timokinon (Thymoquinone) değerini yok eder.
Gerçek ve kaliteli bir çörek otu yağı şeffaf veya açık sarı olmaz.
Işık, bitkisel yağların en büyük düşmanıdır. Şeffaf plastik şişelerde satılan yağlar, güneş ışığına maruz kaldığında hızla okside olur ve şifasını kaybeder. Okakule Çörek Otu Yağı, bu yüzden özel koyu renkli cam şişelerde, ışıkla teması kesilerek size ulaştırılır.
Sabahları aç karnına tüketeceğiniz bir tatlı kaşığı gerçek çörek otu yağı, güne dirençli bir başlangıç yapmanızı sağlar. Dilerseniz salatalarınıza ekleyerek bu butik lezzeti sofranıza da taşıyabilirsiniz.
Sonuç olarak; bedeniniz bir emanettir. Ona sunduğunuz desteğin "raf ürünü" mü yoksa "gerçek bitki kalitesi" mi olduğuna karar vermek sizin elinizde.